1 628

Seyirciyle bire bir etkileşime geçilebilen, en köklü sanat dallarından olan tiyatroda dönem dönem kendini açıktan veya gizliden hissettiren “sansür” vakalarına 2014-2015 sezonunda yenileri eklendi.

İpek EREL

2015_cibalikarakoluTiyatroları sarsan sansür olaylarından bir yenisi, geçtiğimiz aralık ayında İstanbul Şehir Tiyatrolar’ında sahnelenen Cibali Karakolu oyununda yaşandı.  İlk kez 1951 yılında sahnelenen oyunda,  iddialara göre, bir çok gösterimde yer almasına rağmen rağmen protokolün de katılımıyla gerçekleşen galanın ardından Betül Kızılok Bavli’nin canlandırdığı fahişe karakteri sansürlenerek oyundan çıkartıldı. Aynı oyunda meydana gelen ikinci sansür iddiası ise oyunda geçen “İlla hükümet mi soyacak” repliğinin çıkartılmasıyla yaşandı.

Nedim Saban’ın İstanbul Şehir Tiyatroları’ında uygulanan sansür iddialarını sosyal medya aracılığıyla gündeme getirmesiyse tartışmaların fitilini ateşledi. Yapılan açıklamalar üzerine Şehir Tiyatroları sanat yönetmeni Erhan Yazıcıoğlu kimse tarafından baskı görmediğini oyunun uzun olması nedeniyle oyundan üç sahne, iki de şarkı çıkardığını ve bu sebeple fahişe karakterinin sahnelerine son verildiğini belirtti.

Yine Nedim Saban’ın iddialarına göre 19 Aralık’taki oyunun sonunda Zihni Göktay seyircilere sansür itirafında bulunduğu bir konuşma yaptı. Ancak Zihni Göktay çeşitli basın organlarına yaptığı açıklamalarda oyunda emniyet amiri Cafer’in sevgilisine “gel beni soy” dediğini, kadının da reddetmesi üzerine “illa hükümet mi soyacak” diye yaptığı espirinin bir seyirci tarafından hükümeti rencide ettiği düşüncesiyle Beyaz Masa’ya şikayet edildiğini ve bunun üzerine bu sözlerin oyundan çıkarıldığını belirten bir açıklamada bulundu.

geçtim ama tiyatrodanBu sezon meydana gelen diğer bir sansür iddiasıysa Devlet Tiyatroları’ndan. Hatta bu sansür tartışması Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt’u görevinden istifa etmek zorunda bıraktı. İddiaya göre Kültür Bakanlığı’na bağlı bir okuma ekibi Devlet Tiyatroları’nda bu sezon sahnelenecek oyunların metinlerini incelemiş ve sahnelenecek iki oyundaki küfürlü ve erotik hikayeleri sakıncalı buldu. Bu oyunlardan bir tanesi Kazım Akşar’ın yazdığı Johann Wolfgang von Goethe’nin alt sınıftan bir kadınla evlenerek Weimer’dan ayrılması ve taşraya taşınması sürecini konu eden “Güneş Batarken Bile Büyük” oyunu, bir diğeriyse Yeton Neziray’ın Kosova Devlet Tiyatrosu’nda sanat yönetmenliği yaptığı sıradaki kişisel tecrübelerine dayanarak yazdığı “Geçtim Ama Tiyatrodan” oyunuydu.

Başbakanlık, uzun zamandır Devlet Tiyatro’sunda çalışan ancak maaşını alamayan tiyatro sanatçılarından Kosova’nın bağımsızlığını ilan edeceği tarihte bir gösteri yapmalarını ister. Ancak bakanlık oyun konu sınırlaması getirir sansür uygular. Güneş Batarken Bile Büyük oyununda “seninle yatmak istiyorum” , “tavşan gibi inlerim” replikleri çıkartılmak istenince, Devlet Tiyatroları yöneticileri Geçtim ama Tiyatrodan oyununda da aynı sorunların yaşandığını öne sürerek bakanlığın talebini geri çevirdi. Devlet Tiyaroları Genel Müdürü Mustafa Kurt Güneş Batarken Bile Büyük oyununun prömiyerinde istifasını sundu.

Otorite neden tiyatroyu sansürleme ihtiyacı duyar? Ve neden sanattan bu kadar korkulur? Bu soruların cevabı üzerene söylenecek çok şey var. Hepimizin isteği özgürce sanat yapılabilmesi ve seyircinin sansürsüz bir sanatla buluşması. Umalım ki tüm sanat dallarından, tiyatrolardan sansür sonsuza dek yok olsun ve sahneler özgürlüğe kavuşsun.

Benzer Makaleler

0 741

0 1842

0 4390

1 yorum

  1. […] Füsun, Sait Faik’in 1944 yılında sıkıyönetimce toplatılan kitabı Medarı Maişet Motoru üzerine yazdı. Neslihan, bu yıl 100. yılında olan Aziz Nesin ile ilgili bir derleme yaparken, geçmişten günümüze yasaklanan kitapların listesi kitap bölümümüzde yer aldı. Metin, Bakur filminin damgasını vurduğu 34. İstanbul Film Festivali hakkında yazdı. İpek ise tiyatroları saran sansüre değindi. […]

Yorum Yazınız