0 1054

“1940’lı yıllar, politikacıların, kayıtsız şartsız edebiyatı da denetim altında tutmak istediği yıllardı. Halkevlerinin kitaplıklarına gelen dergiler, kurulu düzenle herhangi bir sorunu olmayan, partinin politikasına göre yazılmış ürünlerle doluydu. Böyle bir korku ortamında Sait Faik yazdıklarının okuyucuya ulaşamamasından ve eserlerinin herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın toplattırılmasından endişeleniyordu. “

Füsun ÇETİNEL

medarımaişet.docx

1940’lı yıllar, politikacıların, kayıtsız şartsız edebiyatı da denetim altında tutmak istediği yıllardı. Halkevlerinin kitaplıklarına gelen dergiler, kurulu düzenle herhangi bir sorunu olmayan, partinin politikasına göre yazılmış ürünlerle doluydu. Böyle bir korku ortamında Sait Faik yazdıklarının okuyucuya ulaşamamasından ve eserlerinin herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın toplattırılmasından endişeleniyordu. Duygularını Vatan gazetesinde şöyle dile getirmişti.

 

 

 

 

 

sait-faik“Bir gün ortaya birisi çıkıp da bu kitap zararlıdır dedi mi tamam! Haydi, eser toplanıveriyor. Neden zararlı? Bunu soran yok. Bunun zararlı olduğuna kim karar verecek? Bu da malum değil. Sorgusuz sualsiz ve mahkemesiz eser toplatılmamalı. Her şeyde olduğu gibi bu işte de emniyet esastır. Yazdıklarınızın okuyucunun eline ulaşacağından emin olmazsanız iştihanız kalır mı?”

Medarı Maişet Motoru’nun o yıllarda her nedense solcu addedilerek toplatıldığını, ancak kitabın solculukla alakası olmadığı gibi Sait Faik’in de siyasetle hiç bir ilgisinin bulunmadığını biliyoruz.

Medarı Maişet Motoru aslında ne komünizm propagandası yapıyordu ne de yazarının bazı solcularla arkadaşlık etmesi romanın toplatılması için geçerli bir sebepti. Muzaffer Uyguner ve Yaşar Nabi’nin öne sürdüğü gibi Peyami Safa’nın ihbarı da söz konusu değildi.

Medarı Maişet Moturu neden yasaklandı?

İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesinden ötürü, Toprak Reformu bir süre önce askıya alınmıştı. Medarı Maişet Motoru, tam da bu olay mecliste konuşulmaya başlandığı günlerde yayımlandı. İçinde, iktidarı tehlikeye sokacak paragraflar bulundurması romanın yasaklanmasına yol açmış olmalı. Bazı bürokratlar, romanda geçen toprakla ilgili ifadelerden kuşkulanıp yasaklanmasına önayak olmuşlar.

Karakolda yataklık eden kitaplar

Ahmet İhsan Basımevi’nde yayınlanan Medarı Maişet Motoru henüz satışa çıkmamışken kitabın her an toplatılabileceği ihtimalini öğrenen Sait Faik, bunun önüne geçmek için Maarif Vekaleti Neşriyat Müdürlüğü’ne dilekçeyle başvurdu. Ancak, 13 Aralık 1944 tarihinde Başbakan Şükrü Saraçoğlu başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, kitabın toplatılması yönünde karar alarak son noktayı koydu. Karara rağmen Burhan Arpad dayanamayarak ellilik bir paket kitabı sakladı.

Kitabın toplatılmasındaki gariplikler bir yana, kitabın nasıl toplatıldığı ve nerede istiflendiğine dair Necip Fazıl dikkat çekici bir olaydan bahsetmektedir:

 “Adamın birini bir gece Emniyet Müdürlüğü’nde alıkoymak gerekmiş. Girdiği karanlık odada şöyle uzanacak bir yer ararken köşede yığınla kitap durduğunu fark ederek üstlerinde sabahı etmiş. Gün ışıyınca da gece kendisine yataklık eden kitaplardan bir tekini alıp bakınca ne görse beğenirsiniz? Medarı Maişet Motoru!”

Sait Faik’in ilk ve tek romanı Medarı Maişet Motoru

birtakımMedarı Maişet Motoru, Yeni Mecmua’da tefrika edildiği sırada, 1940-41yıllarında, dönemin baskıcı siyasi ortamında sakıncalı olduğu gerekçesiyle yayımcı bulmakta zorlanan Sait Faik, annesinin maddi desteğiyle romanı, Ahmet İhsan Basımevi’nden 1944 yılında yayımladı. Ancak kitap henüz dağıtım safhasındayken bakanlar kurulu kararıyla toplatıldı, kimi paragrafları çıkarılarak Birtakım İnsanlar adıyla 1952’de okura sunuldu.

İş Bankası Kültür Yayınları, Medarı Maişet Motoru üzerinde yıllardır süren “sansürü” kaldırdı ve “tehlikeli” bulunarak çıkarılan kısımları koyu harflerle vererek yapıtı eksiksiz haliyle yayımladı.

Yeni Mecmua’da tefrika edildiği sırada (1940-41) dönemin baskıcı siyasi ortamında sakıncalı olduğu gerekçesiyle yayımcı bulmakta zorlanan Sait Faik, annesinin maddi desteğiyle romanı Ahmet İhsan Basımevi‘nden 1944 yılında yayımladı. Ancak kitap henüz dağıtım safhasında bakanlar kurulu kararıyla toplatıldı, kimi paragrafları çıkarılarak Birtakım İnsanlar adıyla 1952’de okura sunuldu.

Medari Maişet Motoru Sait Faik’in ilk ve tek romanı. Aslında, bugünün modern romanlarını çağrıştırıyor bana. Birbiriyle ilişkili hikayeler derlemesi demek belki daha yerinde olacak. Roman, Sait Faik’in pek çok hikayesi gibi gene adada geçiyor. Arada bir Adapazarı’na uğruyor, sonra tekrar adaya geri dönüyor. Adada yaşayan Rumların ve Türklerin iç içe geçmiş hayatlarını bir berber dükkanı üzerinden anlatıyor. Balıkçılar, sarhoşlar, martılar var. Birtakım insanlar konu ediliyor. İşte yaşam da tam böyle zaten, sevgili Sait Faik’in yazdığı gibi. Alışıldık bir son beklemeyin, roman hayat gibi devam ediyor, edecek bir yerlerde…

Kitap ilk yayınlandığı 1944 senesinde sansüre uğramış ve bazı bölümler çıkartılmış. Elimdeki baskıda bu sansürlenen kısımlar koyu karakterlerle yazılmış. Sansürün ne saçma bir iş olduğu bir tarafa, sansürlenen bazı yerlerin enden sansürlendiğini bile anlayamadım. Örneğin bir yerde birisi “Ben … kazasının … köyünde  muallimim” diyor. Sanırım buranın sansürlenmesinin sebebi bu karakterin aylak bir karakter olması. Yazın okullar kapanınca dere kıyısına inip kitap okuyor sadece. Bir de tabii felsefi konuşmalar var ki, esasında çok fazla olmamasına rağmen onları da sansürlemişler. Sait Faik’e bu sansür meselesini sorduklarında ise şöyle demiş:

“Medarı Maişet isminde bir hikâye kitabı çıkarmıştım. Hayatı toz pembe görmüyorum diye mahkemeye verildim. Üç beş kuruş kazanayım derken iki bin lira mahkeme parası ödedim, üzüntüsü de caba. Kahramanlarım, rahat etmek için hapse giriyorlardı. Bütün sebep bu!”  

İş Bankası Kültür Yayınları, Medarı Maişet Motoru üzerinde yıllardır süren “sansürü” kaldırdı ve “tehlikeli” bulunarak çıkarılan kısımları koyu harflerle vererek yapıtı eksiksiz haliyle yayımladı.

Sait Faik’e sorarlar.

“Devlet veya hususi müesseseler yazara daha fazla yardım etmeli midir?”

“Etmemeli,” der,”ederse veriştirmesine katlanmalı.”

Vatan Gazetesi, Sanat Yaprağı, 2 Ağustos 1953

Devletin olduğu yerde sansür olur.

Yasaklanan, hep daha kıymetlidir daha caziptir. daha çok dolaşıma girecektir. En iyi gizlenme yolu ortada görünmektir. Sansürcü de biliyordur, bilmez mi? O yüzden yasaklı çok yazar tanırsınız ama sansürcü tanıyan az insan vardır, konuşsanıza; değil mi?

 

Yorum Yok

Yorum Yazınız