Hülleci oyunu, borçlarını ödeyebilmek adına, annesi, borçlu olduğu molla, borçlu olduğu ev sahibi ve mahalle imamıyla anlaşıp kurduğu oyunla önce kardeşini boşatan, ardından da kardeşinin eski karısına miras kaldığını öğrenip, evlerine giren hırsızla hülleci olması konusunda anlaşan, böylece kardeşiyle eski karısının tekrar evlenip mirasa konmayı amaçlayan bir adamın düzenbazlığını anlatır.

Yazan: Reşat Nuri Güntekin
Yöneten: Atilla Ertekin
Tiyatro Grubu: Tiyatro Gönüllüleri
Konusu: Osmanlı İmparatorluğunun son günlerinde geçen oyunda üç kez boş ol diyerek karısını boşayan kocanın pisman olması üzerine karısı ile yeniden evlenmek ister, ancak bunun gerçekleşmesi için dini kurallar gereği hülle kurumuna müracaat etmesi gerekmektedir. Buna göre karısı hülleci ile boşadığı karısının hülleci ile bir gece evli kalması gerekmektedir.

Metin ÇALIŞKAN

Tiyatro Gönüllüleri tarafından hazırlanan Hülleci 24 Ekim Perşembe günü Barış Manço Kültür Merkezi’nde sahnelendi.
Hüllecilik Osmanlı Dönemi’ne ait bir kavramdır. Karısına üç defa “boş ol” diyen birisi onunla yeniden evlenebilmek için hülle yaptırmak zorundadır. Hülle, boşanan eşin başka bir adamla en az bir gece evli kalmasıdır. Sonrasında ise hülleci kadını boşar, kadın da ilk kocasıyla evlenebilir.

hulleciHülleci oyunu, borçlarını ödeyebilmek adına, annesi, borçlu olduğu molla, borçlu olduğu ev sahibi ve mahalle imamıyla anlaşıp kurduğu oyunla önce kardeşini boşatan, ardından da kardeşinin eski karısına miras kaldığını öğrenip, evlerine giren hırsızla hülleci olması konusunda anlaşan, böylece kardeşiyle eski karısının tekrar evlenip mirasa konmayı amaçlayan bir adamın düzenbazlığını anlatır.

Tek mekanda geçen din üzerinden kazanç sağlayanları, din istismarı yapanları, çıkar ilişkilerini eleştiren Hülleci,  Osmanlı Dönemi’nde geçmesine, çözülme noktalarını günümüzde geçerliliği kalmamış bazı kavramlara yaslamasına rağmen güncelliğini koruyan, uzun süre de yitirmeyeceğe benzeyen beğendiğim bir oyundu.

Oyunun iyi olmasını öncelikle Reşat Nuri Güntekin’in yazdığı, eleştirel anlardan mizahı iyi yakalayan, karakterlerinden çok, birer simge halinde kullanılan İmam, Molla gibi tiplemeleriyle ön plandaki metnine bağlayabiliriz. Elinizde iyi bir oyun metni, iyi bir senaryo yoksa sahnelenen oyunun da çok iyi bir noktaya ulaşması zordur.

Tiyatro Gönüllüleri’nin oynadıkları oyunu sevmeleri, benimsemeleri, sahnedeki heyecanlarını izleyiciye doğrudan aktarabilmeleri Hülleci’yi beğenmemdeki bir diğer etken. Bazen oyun izlerken hissettiğim, işimi düzgün bir biçimde yapsam yeterli durumundan veya tabir doğruysa profesyonel soğukluktan çok çok uzaktılar. Bu nedenle arkadaki sade dekor, oyuncuların ufak tefek hataları, perde açılışlarında ve finalde söylenen şarkılardaki bazı uyumsuzluklar sadece hoş detaylar olarak kaldı aklımda.

Benzer Makaleler

0 741

0 1842

0 886

Yorum Yok

Yorum Yazınız