1 1503

Yazı Evi Dergi ekibi olarak, fanzin ve dergi söyleşilerimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu sayımızda, yaptıkları işi büyük bir coşkuyla ve ciddiyetle sürdüren Yalnızlar Mektebi’ni köşemizde ağırladık.

Metin ÇALIŞKAN

İlk olarak iki aylık edebiyat dergisi Yalnızlar Mektebi serüveninin başlangıcına gidelim istiyorum. Dergi yayın hayatına ne zaman başladı?

devran_yalnizlar

Devran BOSTANCIOĞLU

Devran BOSTANCIOĞLU: Dergi, önce interaktif olarak 2012’nin Eylül ayında yayın hayatına başladı. Blog olarak devam eden YM, zamanla büyüyerek geniş ve kaliteli bir kadroya sahip oldu. Mart 2013’te de fanzin olarak ilk sayımızı çıkardık. Böylelikle matbuya da bulaşmış olduk.

Pek manidar bir ismi var derginin. İsim edebiyat – yalnızlık ilişkisini çağrıştırırken dergiye, yazar, çizer, okur olarak katkı sağlayanlar arasında bir birlikteliği de temsil ediyor sanki. Yalnızlar Mektebi ismi nasıl ortaya çıktı?

Devran BOSTANCIOĞLU: Evet, öyle manidar ki hatta çok farklı alanlara da çekilebiliyor, bunda da sosyal medya dilinin büyük etkisi var. “Yalnızlık” kelimesinin sosyal medya mecralarında gitgide ayaklar altına alınması bazı insanların algısında şaşkınlık yaratabiliyor. Oysaki, Marquez, Sait Faik, Hasan Ali Toptaş ve daha birçok büyük yazarın yalnızlık ile ilgili kitapları, öyküleri, romanları var. Çünkü edebiyat, yalnız kalmadan pek yapılabilecek bir şey değil. En azından eser üretirken, kalem ve kağıdın yanında bir de yalnızlığınızın olması gerekiyor. Ve evet, soruda da bahsettiğiniz gibi buradaki kelime anlamı yalnızlık – edebiyat ilişkisini çağrıştırıyor. İsmin nasıl ortaya çıktığına dair bir hikâye yok aslında. Bir anda geldi aklımıza ve bu isim oldu. Her 6 sayıda tasarımı ve konsepti yenileyeceğimiz için de 13.sayıdan itibaren (Haziran’da) YM Dergi olarak raflarda yer alacağız.

Edebiyatın mutfağındaki dergiler hakkında neler söyleyebilirsiniz? Yalnızlar Mektebi edebiyat dergileri arasında kendisini nerede konumlandırıyor?

Merve AKINCI: Yalnızlar Mektebi’nin adı bile esasen bu konuda kendini nasıl konumlandırdığını açıklar nitelikte. Popülist edebiyata ve dergilere göre daha farklı bir yerdeyiz. Böyle olmasını amaçlıyoruz da zaten. Piyasayı ve dergiciliği düşüren bir kitle var, ne yazık ki. Onlara inat daha iyi işler yapmak adına çalışıyoruz. Bu nedenle, göz önünde ve piyasanın nabzını belirleyen bir konumda değiliz. Belli bir okur kitlemiz var ve bu bize yaptığımız işin iyi olduğunu, piyasa koşullarına rağmen ses getirdiğini görebilmemizi de sağlıyor. Aykırı çocuklar olduğumuz söylenemez elbette ama her an el altında olup koşulları belirleyen ya da elinde oynatan bir oluşum da değiliz. Kendimizi konumlandırmak istediğimiz nokta da tam burası zaten.

Yalnızlar Mektebi tematik bir edebiyat dergisi. Her sayınızda farklı temalarla okurun karşısına çıkıyorsunuz. Bir temaya bağlı kalmanın artıları veya eksileri var mı? Varsa nelerdir?

merve_yalnizlar

Merve AKINCI

Merve AKINCI: Her sayıda bir tema belirliyoruz, evet. Bu özellikle dergi içeriğini tutarlı bir şekilde oluşturmak ve okur karşısına da özenli ve düzenli bir çalışmayla çıkma istememizden kaynaklanıyor. Hazırlık aşamasında bir yazar belirliyoruz öncelikle ve bu yazarın öne çıkan ya da edebiyat dünyasında konumlandırılması sağlayan spesifik bir özelliği varsa ona dair bir tema çıkarıyoruz. Buna göre, özellikle inceleme yazan arkadaşlardan, tema ve yazara dair yazılar hazırlamasını istiyoruz. Bazen çok farklı ve içeriği tamamlayıcı nitelikte öneriler de geliyor mektep öğrencilerinden. Bu bir anlamda iyi, çünkü derginin nitelikli bir şekilde oluşturulmasına inanılmaz bir katkıda bulunuyor. Okur, birbirinden bağımsız, apayrı dünyalar arasında boğulmaktan kurtulsun istiyoruz öncelikle ve bu da işe yarıyor gibi görünüyor. Tabii aksi yönde, okur kitlesini daraltan bir konumu da meydana getirebiliyor. Çünkü seçtiğimiz yazarlar ve konular fazlasıyla spesifik ve herkesin her an ulaşabildiği, bahsettiği ya da düstur edindiği şeyler olmaktan biraz uzak. Bu nedenle, ülkedeki her okura değil de nitelikli bir okur kitlesine –az da olsa- ulaşabiliyoruz, standart bir dergiye göre. Bu bizi rahatsız ediyor mu? Sanıyorum ki etmiyor. Bizim kendimizi geliştirme isteğimizin yanında okurun da eşiğini yükseltebilmek için yapıyoruz bunu.

Yalnızlar Mektebi oldukça kayda değer inceleme yazılarına, şiirlere, öykülere alan açarken Mektep Sohbetleri ile de röportaj türüne özel bir önem atfediyor gibi. Bize biraz Mektep Sohbetleri’nden bahsedebilir misiniz?

Merve AKINCI: Mektep Sohbetleri, Mektep Söyleşi Ekibi tarafından hazırlanıyor. Yayın kurulu içerisindeki arkadaşlar, o sayıda ele alınan konu ve kişiye göre birkaç isim belirliyor, o kişilere ulaşmaya çalışıyoruz. Bazen kurulda olmayan arkadaşlardan da öneriler geliyor. Ulaştıktan sonra da başta kurul üyeleri olmak üzere, mektep öğrencilerinin de fikri alınarak bir soru skalası oluşturuluyor. Sadece temaya ya da ele alınan kişi üzerine değil, röportaj yapılacak kişinin ülkeye, edebiyata bakışına ve kendi çalışmalarına yönelik sorular hazırlamaya da özen gösteriyoruz. Böylece hem temamız ve söz konusu kişi hem de röportaj yapılan kişi öne çıkıyor, tanıtılmış ve anlamlandırılmış oluyor; bir taşla iki kuş vuruyoruz diyebiliriz.

Röportaj türünün etkisi hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Merve AKINCI: Her şeyden önce, röportaj yaptığımız insanların da göz önünde olmasına, konuya dair farklı bir bakış açısı sunmasına ve farklı okurları bir araya getirme imkânı sunuyor bize. Tabii okurlara da. Sadece dergi için değil, web sitemiz için de sıklıkla röportaj yapmaya çalışıyoruz. Farklı kitlelerin de bizim ve röportaj yapılan kişilere ulaşımını, onları tanımasını sağlıyor. Günümüz okur kitlesinin bir problemine de ışık tutuyor aynı zamanda: Herkes her yerde bir şeyler karalıyor, bastırıyor. Neyi, nasıl okuyacağını da öğrenebiliyor okur bu röportajlardan. Ya da popüler edebiyatın dışında da bir edebiyatın, saf edebiyatın varlığını ve reklamlarla, sosyal medyayla öne çıkan yazarların/şairlerin aksine daha nitelikli bir çevrenin de varolduğuna tanık oluyor. Bunu öyküyle, şiirle, incelemeyle yapmak da mümkün elbette ama röportaj biraz daha canlı ve samimi bir tanık olarak yer alıyor okurun yanında.

Dergide şiir çevirilerine de rastlamak mümkün. Yalnızlar Mektebi’nin şiirle ilişkisini nasıl değerlendirebilirsiniz? Günümüzde şiirin iyiden iyiye alıntılamalara kurban gittiğini ama pek fazla şiir kitabı okunmadığını söyleyebilir miyiz?

Devran BOSTANCIOĞLU: Bu konuda ahkam kesecek belki de en son kişiyim o yüzden naçizane fikrimi belirteyim. Evet, pek fazla şiir kitabı okunmuyor çünkü buna gerek duymuyorlar. Zaten internette bir tıkla şiire veya şiirin belli bir alıntı yerine ulaşabiliyor, bu da o kişi için tatmin edici ve yeterli oluyor. Bu artık çağın bir sorunu ve pek de çözülecek gibi değil. Ama yine de mücadele etmek lazım. Şiir için, şair için… YM’nin şiirle ilişkisi oldukça iyi. Şiire verdiğimiz önemi 10.sayımızı “Şiir özel sayısı” yaparak göstermeye çalıştık. Avni Çakar, Kaan Koç, Nurullah Eren, Ahmet Bedlek, Ahmet Keskinkılıç, Ahmet Mücahit Bülbül ve Umut Durmuşoğlu dergide şiir yazan arkadaşlarımız. Bunun yanında konuk şairler de oluyor ve şiir çevirilerine de her zaman yer vermek istiyoruz.

Yalnızlar Mektebi’nin şimdiye kadar yaşadığı en büyük zorluk ne oldu? Basım, dağıtım vs…

Merve AKINCI: Böyle bir soruyla geldiğiniz için özellikle teşekkür ederiz. Dergiciler için, cevaplanması en zor ama en elzem soru, ne yalan söyleyelim. 3 yıldır bu işin içindeyiz ve her yıl, hatta her sayı, yeni bir tecrübe kazandırıyor bize bu konuda. Bazen matbaayla ilgili sıkıntılar yaşıyoruz, gecikmeler yaşanıyor –ki bu süreli bir yayın için oldukça sıkıntılı bir durum. Matbaayla sorun yaşamasak, dağıtımla ilgili mutlaka bir sıkıntı çıkıyor. Nitekim, dağıtım meselesi zaten dergilerin en büyük problemi. Ya bir yayınevinde bünyesinde ya da çok büyük meblağlara halledilebilecek bir durum. Buna imkân bulamayan dergiciler içinse büyük sıkıntı. Ya sırtta taşınıyor o dergiler, ya satıştan gelen paralar ancak dağıtım için kargo masraflarını karşılıyor… Pek çok zorluk var ve dahası da olası. Basım ve dağıtım hallolsa bile, yaşanabilecek, hiç düşünülmeyecek bir zorlukla bile karşılaşabiliyorsunuz. Yine de, bu işin en güzel tarafı da sanırım tüm bu zorluklara rağmen bunca zaman hâlâ dergi çıkarabiliyor olmak, bu zorlukları alt edip varlığını sürdürebilmek.

Yalnızlar Mektebi gibi kayda değer bir edebiyat dergisini bizlere ulaştırdığınız için kendi adıma teşekkür ederim. Mektepçilere söylemek istediğiniz son sözlerinizi alabilir miyim?

Devran BOSTANCIOĞLU: Bize yer verdiğiniz için biz tekrardan teşekkür ederiz. Bizi takip eden, okuyan arkadaşlara çok teşekkür ediyorum, ediyoruz. Onlar sayesinde varız aslında. Onlar bize sahip çıkmasa, destek olmasa, dergimizi almasalar çok yol alamayız. Bu açıdan gerçekten fanzinlere ve bağımsız dergilere sahip çıkmalı ve her zaman tavsiye etmeli. Bunu neden yapmalı? Birileri bu işleri yapacak diye acı çekiyorken birileri ise sırf duyulmuş oldukları için şanlarıyla kaymağı götüren kesim oluyor. Emeğe, emekçiye değer veren herkesin karşı çıkacağı bir durum bu. Son olarak; yeni tasarım ve konseptimizi beklesinler. Gerçekten 13.sayı çok ama çok iyi bir şekilde geliyor.

Benzer Makaleler

1 742

1 yorum

Yorum Yazınız