0 460
fusun

Füsun ÇETİNEL

Doğru düzgün, tanınan bir yazar olamadın, bari bir Andromeda kadını olaydın ya! Ataydın ortalara kendini, ciğerlerini yırta yırta şöyle bir bağıraydın. Yetişin kimseler yok mu? Kimse yardım etmeyecek mi bu zavallı kadın yazara? Kimse meşhur etmeyecek mi? Belki atlı bir prens uçarak gelirdi bir yerlerden, çeker alırdı yanına.

O karı bile elindeki üç beş uyduruk öyküyle kitap çıkardı ya! Helal olsun, daha ne diyebilirim ki? Ben anlatıcıyla üçüncü tekil anlatıcının farkını bilmeyen cahil yazar! Ben ben, diye okura böğüren bencil yazar. Diğer karakterler karakter değil mi? Hiç söz hakları yok mu? Tüm romanı sen mi kaplayacaksın modası geçmiş fikirlerinle? Oldun mu böyle olacaksın işte, her şeye karşı bir deli cesaretin olacak. Hiçbir şeyi uzun uzadıya tartmayacaksın. Kendi ayaklarının üzerinde duracağım diye inat etmeyeceksin. Yapan yapıyor işte. Sen beceriksizsin kızım. Kendim yapabilirim, yeteri kadar donanımlıyım, yetenekliyim diye bas bas bağırırken bile acizsin.

Annem mi konuşuyor bir yerlerden? Sus lütfen anne, biraz sus lütfen! Şurada dergi için iki satır bir şey yazmaya çalışıyorum. Biliyorum, roman değil, kitap da olmayacak besbelli. Belki kimse de okumayacak ama olsun be anne, yazıyorum işte.

Adı lazım değil, kendini yazar diye tanımlayan kadında ne hırs varmış. Adamın altından girdi üstünden çıktı. Sen daha uyuz uyuz dolaş etrafında. Yok yazamıyorum, şöyle oldu böyle oldu diye titizlenmeye devam et. Bir öyküye iki yılını ver, orası potluk yaptı, şurası bol geldi derken millet malı götürsün. İkinci kitabı da çıkarır üçüncüyü de! Gazetelerin kitap eklerinde boy da gösterir. Sana göre değil kızım bunlar. Olaydın bir Andromeda kadını, saçlarını savura savura yanaşaydın bir edebiyat müdürünün koltukaltına. Üstat siz bir harikasınız, hocam bir tanesiniz. Siz dünyanın en iyi yazarısınız, her şeyi en iyi bilensiniz. Öykülerime şöyle bir göz atar mısınız? Olmuş mu üstat? Deseydin ya. O da olmadı, kitabım yayımlanmadan ölmek istemiyorum diye acındırsaydın kendini biraz.

Edebiyat camiasının Doğrucu Davut’u olmak sana mı kaldı? Adam iki kelimeyi bir araya getiremiyorsa varsın getirmesin. Türk edebiyatını kurtarmak senin gibi zavallı bir eziğin işi mi? Her köşe başını tutan pos bıyık edebiyat müdürleri millete yeter de artar. İki erkek yazarı bellemişlerdir, yere göğe koyamazlar! Feodal kemerin altından geç geçebilirsen. Onlara kadar yazarsan, Perseusçuluk oynamalarına, seni edebiyat dünyasının sarp kayalıklarından kurtarmalarına izin verirsen ne ala.

Dosyanı on sekiz yayınevine de, otuz sekiz yayınevine de göndersen ne fark edecek? On beş yerden aynı ret cevabını alacaksın. Diğerleri nazik bir cevabı bile çok görecekler. İnadın boşuna kızım. Bırak artık kadın başına yazmayı.

Güzel Türkçe yazmakla, farklı olmakla ilgisi yok bunun. Kendilerine ağır edebiyatçı dedikleri sürülerine katılacaksın, onlarla aynı fikirleri savunacaksın. Okuyucunun istediği gibi yazmamayı tercih ederim, demeyeceksin. Bir ölçek terör, iki ölçek taciz, biraz Berkan, biraz Kürtler, duran adam, üstüne de kadın cinayetlerini serptin mi azıcık, tadından yenmez olur eserlerin. Şansın yaver giderse ödül bile kaparsın!

Koca yok, çocuk yok, ev yok, düzgün bir şirkette yok, bir kitabım bile yok! Ne için yaşıyorum ben? Niye bu kadar okuyorum, düşünüyorum, yazıyorum? Ben buradayım diye olmayan okuyucuya seslenmek için mi her şey? Ayağı kanatlı bir kahraman bozuntusu için mi tüm çırpınışlarım?

Allah cezanı versin senin Perseus! Varmayacağım işte sana!

*Bu öyküde adı geçmeyen yazar ve eleştirmenlerin gerçek hayatla hiçbir ilgileri yoktur, hepsi kurmacadır.

Benzer Makaleler

0 653

0 656

0 466

Yorum Yok

Yorum Yazınız